Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

ANA SAYFAMA HOŞGELDİNİZ

CV Foto Galeri ANA SAYFA Foto Galeri Foto Galeri 2 Foto Galeri 3 Foto Galeri 4 Guest Book My Photos

BASINDAN


Trabzon’da Doğal Zehir

Son aylarda tiyatro sahnesinde görmem mümkün olan hiçbir oyunu kaçırmıyorum. Trabzon bu anlamda birçok şehrimize göre daha şanslı. Köklü bir tarih geçmişi yanında, her daim sanat adına faaliyetler söz konusu. Sessiz sedasız 20. yılını geride bırakan TDT bugüne kadar onlarca başarılı oyuna imza attı. Zaman zaman oynanmasaydı dediğimiz oyunlar da sahnelendi. Sezon başında Troyalı Kadınlar gibi birkaç haftada seyircisini bitiren bir oyun sahnelenince, ikinci oyun ve sonrasında neler sahnelenecek diye merakla bekliyordum.

Trabzon Devlet Tiyatrosu 2 Ocak gününden itibaren Haluk Ongan sahnesinde Eric Chappel’in yazdığı Özcan Özer’in çevirdiği Doğal Zehir’i sahnelemeye başladı. Kara komedi tarzındaki oyunu Bülent Arın yönetti. Şüphesiz her yönetmen kendi dünya algısına göre bir eseri yorumlar. Bazı sahneleri öyle ustalıkla gösterir ki anlatılmak istenen seyirciye geçer. Doğal Zehir’in tamamında bunun olduğunu söylemek güç. Ötenazi gibi dünyada son yıllarda konuşulan bir konuya da gönderme yapıyor Doğal Zehir adlı oyun. Daha önceki yıllarda çok başarılı bulduğum ve TDT’nin sahnelediği “Karar Kimin” adlı oyunda benzer bir konuyu gündeme taşımıştı.
Oyunun dekoruna baktığımız zaman hoş bir oda, dışarıda geniş bir bahçe. Bahçeye açılan camlı kapının hemen yanında bir yazı masası ve üzerinde daktilo. Şömine ve zengin evlerinde gördüğümüz türden duvarların tamamını kaplayan kitap rafları. Camlı kapıdan görünen terasta bahçe mobilyaları. Odanın köşesinde büyükçe bir kauçuk bitkisi. Bir kaç sandalye küçük bir kanepe ve kahve sehpası. Üstünde içkiler, tepsi ve kadehlerin olduğu ayrı bir masa.
Walter Bryce, 45 yaşlarında yazın dünyasında başarılı işlere imza atamamış biridir. Karısı yaşamak istemediğini, bu dünyada mutsuz olduğunu sıkça dile getirmektedir. Mutsuz giden bu evlilik sekreteri Angie’yle aralarında bir ilişkiye yol açar. Karısı Celia zengin bir kadındır. Walter bu zenginlikten olmak istemediği için onu terk etmeyi düşünmez. Tek çare vardır onun ortadan kalkması. Bu olay öyle gerçekleşmelidir ki, geride suçlanacak kimse olmasın. Müşterilerine doğal yollardan, fazla acı çekmeden ölme garantisi veren Exodus firması aranır. Angie, yaptığı telefon konuşmasında Celia Bryce olduğunu, ölmek için zehiri istediğini söyler. Oyun Exodus firmasının çalışanı Vincent’ın üzerinde pardösü ve elinde tıbbi malzemelerin olduğu çantasıyla Bryce’ların evlerine gelmesiyle başlar.
Zehir satıcısı Vincent, Çin lokantısının üst katında oturmaktadır. Üzerine sinmiş yemek kokusundan bahseder ama haddinden fazla şık giyimlidir. İlk görünüş itibariyle insanda güven uyandırır. Dikkatsiz biri olduğunu sahneler ilerledikçe anlarız. Oyundaki ilk çelişkili sahne öldürme meraklısı biri olmadığı halde Vincent’in eve geldiği ilk beş dakikada ölmek isteyen kişinin Walter Bryce sanması ve kadehine zehiri boşaltması. Sonraki sahnelerden birinde de Angie’yı Bayan Bryce sanıp zehirlemeye deneyecektir. Yaptığı hizmet karşılığında ücretin duruma göre yükseleceği söylemesinden paragöz olduğunu sanıyoruz. Final kısmına yaklaştığımız sahnelerde zehir satıcısı Vincent ve ev sahibesi Celia arasında duygusal bir yakınlaşma söz konusu oluyor. Vincent’in bütün oyun boyunca kadına karşı güzel bir bakışı, ilgilendiğini belirten diyalogu olmamasına rağmen birden ortaya çıkan bu yakışlaşma durumu seyirciye doğru biçimde yansımaması çelişkili bir diğer durum.
Withers, oyunun en renkli kişisi olarak kapıdan ilk içeri girdiği andan itibaren dikkatleri üzerine çeker. Dini yardım derneğinden geldiğini ve hayatın yaşamaya değer olduğunu anlatarak, kendisini aradığını sandığı Bay Bryce’ı intihar fikrinden caydırmaya çalışır. Ölmek isteyenin Bayan Bryce olduğunu öğrendiğinde onunla konuşmak ister. Vincent ile konuşmaları kafasını karıştırır, kendi evliliğiyle ilgili şüpheye düşmesine sebep olur.
Doğal Zehir’in genelinde başarılı oyunculuklarıyla tanıdığımız bazı oyuncuların sahnede silikleşen bir görünüm sergilemesi dikkatimi çekiyor. Bu durumun iki sebebi olabilir. Oynadıkları rolün üstünde bir noktada olmaları veya rollerini benimsememiş olmaları.
Celia(Ayla Baki), oyunda özellikle iki erkek oyuncu arasında sıkışmış bir oyun sergiledi. Rolündeki inişler, çıkışlar seyirciye yeterince iyi yansıyamadı. Bu da vasat bir oyunculuk sergiledi gibi anlaşıldı. Oyun boyunca izlediğimiz Tansel Öngel’in daha önce Trabzon’da oynadığı çok sayıda oyundaki rollerini ve İstanbul’da sahnelenen “Benerci Kendini Niçin Öldürdü” adlı oyunda “Benerci” rolüyle yakaladığı başarıyı bilmesek ortalama bir oyuncu olduğunu söylebilirdik. Yalnız Öngel için değil, oyundaki diğer rollerdeki kişiler de özgün oyunculuklarını gösteremediler. Kadri Özcan’ı bu değerlendirmenin dışında tutmak gerekiyor. Zira oyunun en başarılı performansını Withers karakteriyle Kadri Özcan sergiledi.
Trabzon Devlet Tiyatrosu’nda uzun yıllardır görev yapan Tansel Öngel, Ayla Baki, Kadri Özcan, Şebnem Dokurel Topçuoğlu ve TDT müdürlüğü görevini sürdüren M.Fatih Dokgöz’ün rol aldığı iki perdelik oyun genel olarak seyirciyi tatmin etmekten uzaktı.


YAZAN: SERKAN TÜRK

Davulu kim çalıyor

Geçtiğimiz ay Trabzon’da 9.su düzenlenen Karadeniz’e Kıyısı olan ülkeler tiyatro festivali kapsamında bir yazı kaleme almıştım. 2-15 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştirilen bu festivalin tamamını takip ettikten sonra da yeni bir yazıyla değerlendirme yapabilirdim diye düşünüyordum Oyunlara katılan ülkeler, seçtikleri oyunlar ve oyunculukları kadar beni ve tiyatro severleri ilgilendiren başka bir olaya dikkat çekmek istemiş, 9. kez düzenlenen bir festivalin başlangıcında şehirler bütünleşememesi, basın yoluyla halkın bu etkinlikte daha çok yer almasının sağlanması gerektiği hususunda fikirlerimi ortaya koymuştum. Birkaç sivil toplum örgütünün ve oyuncuların yürüyüşüyle başlayan bu festivalin yüzlerce insanın katılmasıyla şehirle bütünleşmesi gerekliliğinin altını çizmiştim. Trabzon Devlet Tiyatrosu müdürünün basınla mesafeli duruşunun festivalin daha sade geçmesine sebep olduğunu belirtmiştim. Oyuncular bir hafta kadar önce Radyo ve Televizyon programlarına katılarak festivalin daha coşkun geçmesi konusunda halka çağrı yapabilirdi. Festival kapsamında oyun çeşitliliği konusunda da sıkıntılar gözledim. Misafir ülke oyuncularının çoğu amatör kökenli ekipler. Dışarıdan gelen amatörlere açık ama ülkemizdeki amatör ekiplere kapalı bir festivalin yeniden gözden geçirilmesinin daha sağlıklı olacağını düşünüyorum. Trabzon’da 15. yılını geride bırakan Trabzon Sanat Tiyatrosu ve Trabzon Şehir Tiyatrosu’nun etkinliğin bir bölümünde yer almasının ne kadar şık olabileceğini düşünülmesi gerekiyordu. Bu iki ekipte oyunlarını Hüseyin Kazaz Kültür Merkezinin salonunda oynuyorlar. Festival kapsamındaki tarihlerde aynı salonun Devlet Tiyatrosuna tahsis edilmesi dolayısıyla oyunlarını sahneleme şansları olmadı. Tek ekip biziz düşüncesinin hiçbirimize yararı yok oysa. Bu anlamda Sayın Gökçer’in görevini önümüzdeki yılda sürdürecekse bu konuyu gözden geçirmesini diliyorum. 20. Yılını kutlayan tiyatromuzda ne yazık ki bu coşkunun yaratılmamış olması beni ve birçok tiyatro severi hayal kırıklığına uğrattı. 1990’larda gerçekleştirilen Muhsin Ertuğrul günleri kapsamında nitelikli çok sayıda oyun Haluk Ongan sahnesinde seyirciyle buluşmuş ve o dönem çok başarılı olmuştu. Bu yazıyı yazma nedenime gelince, festival kapsamında düşüncesini ifade eden yazarlar, eleştirmenlerle hemen hemen aynı şeyleri yazmış, radyo programlarımda da ifade etmiştim. 9. Uluslar arası Tiyatro Festivali başlıklı yazıma tiyatronline sitesi editörü Yaşam Kaya yer vermek istediğini belirtmişti. Sonraki yazışmamızda benden yazı için bir fotoğrafta rica etmişti. Sizlerinde gazeteport’ta öncelikli okuduğunuz bu yazı, bahsettiğim sitede 5 gün kadar yayında kaldı. Yazımı daha sonra gerekçe bildirilmeksizin aynı editör siteden kaldırıldı. Eleştiri kabul etmeyen bir tiyatro yönetimi ve karşılarında tiyatronun gelişimine katkı sağlayabilecek yazılar yayımlayan bir site yönetimi yazım dolayısıyla ne yazık ki karşı karşıya geldi. Editörlük görevi verdiği kararın arkasında durmayı gerektirir. Ne yazık ki Yaşam Kaya gelen baskılara dayanamayıp yazımı siteden kaldırmayı uygun gördü. Yazımın tiyatronline sitesinde yayımlanması ya da yayımlanmaması değil üzerinde durduğum şey. Etik olarak yapılan işin doğru olmaması. Sansür, yasakçı zihniyet her yerde kendini gösteriyor. Sanat işi yapan kişilerin bu tür konularda aynı duruma düşmesini çok acıklı buluyorum. Geçtiğimiz aylarda Düğün ya da Davul adlı oyunla benzer bir çağdışı uygulamaya maruz kalmıştı tiyatro yönetimimiz. Bizler söküklerimizi birbirimize göstereceğiz ki, daha gülünç duruma düşmeyelim. Festival süreci içerisinde çıkan gazetelere göz attığımızda Sayın Gökçer’in başarısızlığını Taka Gazetesi 12 Mayıs tarihli bir haberle şöyle duyuruyordu: “Festivalin öncesinde Tiyatro yönetimi toplu olarak basın kuruluşlarını gezer ve duyuru için bir dizi çalışma yapardı. Bu dönem olmadı! Ne yapıldı? Kadri Özcan dönemindeki yazılar kopyalanmış ve Murat Gökçer’in resmi konularak anonslarla iş geçiştirilmiş. Umarız bundan sonra ‘yapılmak için festival yapılmaz.’ Ve Festival yapılırken de kentle birlikte kenetlenilir. Murat Gökçer, birilerine mesafe koyabilir ama kent ile tiyatro arasına duvar çekemez!”. Bir önceki yönetimin kaleme aldığı yazıları 20. Yıl kitapçığına kendi yazısı gibi kopyala yapıştır yöntemi kullanarak eklemiş birinin kanımca yönetimde başarısından söz edilemez. Tiyatro Müdürlüğü oyun gereği verilmiş bir rol değil üstelik. Geçtiğimiz yazımda belli konularda yanıtlar istediğim Sayın Gökçer’in bu yazıma yanıt vermesini hiç beklemiyorum. Yazı Serkan Türk 16.06.2008 http://www.gazeteport.com.tr/YAZARARANIYOR/NEWS/GP_229530

Kişisel Bilgileri

Doðum Tarihi    : 13.10.1974

Doðum Yeri      : Trabzon

Cinsiyet           : Erkek

Medeni Hali      : Bekar

Göz Rengi        : Yeşil

Saç Rengi        : Kumral

Boy                 : 1.72

Kilo                 : 73

E-Mail Adres    : kadridt@gmail.com

 

Basından Haberler

Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası (TSO ) Avrupa Birliği Yerel Bilgi Bürosunca başlatılan proje kapsamında, Trabzon Çamlık Çocuk Yuvasında bir grup öğrenciye, ``Karagöz ve Hacivat `` gölge oyunu ile Avrupa Birliği (AB ) anlatıldı.

Trabzon TSO AB Yerel Bilgi Bürosu Koordinatörü Yücel Yıldırım Odabaşı , faaliyet öncesi yaptığı açıklamada, ``Karagöz `ün Avrupa Rüyası`` adlı oyunla AB `yi çocuklara tanıtmayı amaçladıklarını söyledi.

Odabaşı , 9 Mayıs `ın AB Günü olarak kutlandığını hatırlatarak, ``Trabzon Devlet Tiyatrosu oyuncusu Kadri Özcan `ın sunduğu geleneksel gölge oyunu kahramanları Hacivat ve Karagöz aracılığı ile AB -Türkiye ilişkileri çerçevesinde ortak kültürel değerlerin tanıtımını hedefliyoruz`` dedi.

Hedef kitlelerinin öğrenciler olduğunu ifade eden Odabaşı , gösterinin Gümüşhane , Bayburt , Artvin , Rize ve Giresun `da da sahnelendiğini belirterek, Doğu Karadeniz `deki bütün öğrencileri bu kültürle buluşturduklarını kaydetti.

Oyunu sunan Kadri Özcan ise öğrencilere geleneksel gölge oyunu hakkında bilgi verdi.

Oyunda, rüyasında Hacivat `ın mahallesinin AB `ye alındığını gören Karagöz `ün gelişmeden rahatsız olması, Karagöz `ün mahalle sakinlerine AB `ye girebilmek için çeki düzen vermeye kalkışması, esprili bir dille anlatıldı.2007-08-02